Son yıllarda ruh sağlığı hakkında konuşmak eskisine göre çok daha yaygın hâle geldi. Ancak buna rağmen toplumda hâlâ en çok yanlış anlaşılan ruhsal hastalıklardan biri bipolar bozukluk. Çoğu zaman insanlar bipolar bozukluğu “bir an çok mutlu, bir an çok mutsuz olmak” şeklinde tanımlıyor. Hatta günlük hayatta duygu durumu sık değişen kişiler için bile “Kesin bipolardır.” gibi ifadeler kullanılabiliyor. Oysa bu düşünce doğru değil. Bipolar bozukluk, günlük duygu değişimlerinden çok daha farklı, kişinin yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen bir ruh sağlığı hastalığıdır.
Eskiden “manik-depresif hastalık” olarak adlandırılan bipolar bozukluk, günümüzde DSM-5-TR ve ICD-11’de duygudurum bozuklukları arasında yer almaktadır. Kişinin ruh hâlinde, enerjisinde, düşüncelerinde ve davranışlarında belirgin değişikliklere neden olan kronik bir hastalıktır. Bu değişimler birkaç saat süren sıradan moral değişiklikleri değildir. Günler, haftalar hatta bazen aylar boyunca devam eden ataklar şeklinde ortaya çıkar ve kişinin okul, iş, aile ve sosyal yaşamını önemli ölçüde etkileyebilir.
Bipolar bozuklukta en sık görülen dönemlerden biri mani dönemidir. Bu dönemde kişi kendini normalden çok daha enerjik hissedebilir. Çok az uyumasına rağmen dinlenmiş olduğunu düşünebilir, sürekli konuşabilir, aynı anda birçok işe başlayabilir ve kendine olan güveni belirgin şekilde artabilir. İlk bakışta bu durum olumlu gibi görünse de aslında kişinin düşünmeden karar vermesine neden olabilir. Kontrolsüz harcamalar yapmak, hızlı araç kullanmak sağlığı ya da güvenliği için tehlikeli olabilecek cinsel deneyimler yaşamak, kontrolsüz alkol ya da madde kullanmak, riskli yatırımlara girmek ya da sonuçlarını hesaplamadan hareket etmek bu dönemde görülebilecek davranışlardan bazılarıdır. Bazı kişilerde ise aşırı neşe yerine sinirlilik, öfke ve tahammülsüzlük ön planda olabilir.
Bunun tam tersi ise depresyon dönemidir. Bu dönemde kişi sürekli yorgun hissedebilir, eskiden keyif aldığı aktivitelerden artık zevk alamayabilir(anhedoni), uyku ve iştah düzeninde değişiklikler yaşayabilir. Günlük işleri yapmak bile zor gelebilir. Kendini değersiz hissetme, geleceğe dair umutsuz düşünceler ve yoğun karamsarlık görülebilir. İleri düzeyde ise yaşamı sonlandırma düşünceleri ortaya çıkabileceği için mutlaka profesyonel destek alınması gerekir.
Peki bipolar bozukluk neden ortaya çıkar?
Aslında bunun tek bir nedeni yoktur. Yapılan araştırmalar genetik yatkınlığın oldukça önemli olduğunu göstermektedir. Bipolar bozukluk çok etkenli bir durumdur. Genetik yatkınlık temel bir rol oynar. Uyku düzenindeki bozulmalar, yoğun ya da uzun süren stres veya travmatik yaşam olayları atakları tetikleyebilir ya da zamanlamasını etkileyebilir. Bu etkenler riski arttırabilir ancak tek başına doğrudan sebep anlamına gelmez. Bu nedenle bipolar bozukluk, kişinin iradesiz olması ya da “biraz güçlü olsa atlatır” denilebilecek bir durum değildir. Nasıl diyabet veya hipertansiyon tedavi gerektiriyorsa bipolar bozukluk da düzenli takip edilmesi gereken günlük hayatta ciddi zorlantılara neden olabilecek bir psikolojik rahatsızlıktır.
Bipolar bozukluğu ile ilgili doğru bilinen yanlışlar
1.MİT: Bipolar bozukluğu olan kişiler sürekli duygu değiştirir.
Hayır. Bipolar bozuklukta yaşanan değişimler dakikalar içinde gerçekleşmez. Mani ya da depresyon dönemleri belirli bir süre devam eder ve kişinin günlük yaşamını ciddi şekilde etkiler.
2.MİT: Bipolar bozukluğu olan insanlar tehlikelidir.
Bu yanlış bilgi, kişilerin toplumdan dışlanmasına neden olabiliyor. Oysa bipolar bozukluğu olan bireylerin büyük çoğunluğu uygun tedavi aldıklarında eğitimlerine devam edebilir, çalışabilir, aile kurabilir ve üretken bir yaşam
sürdürebilir. Aslında onların en büyük ihtiyacı yargılanmak değil, anlaşılmak ve destek görmektir.
3.MİT: İlaç kullanmasına gerek yok, isterse düzelir.
Bipolar bozukluk kronik seyirli bir hastalıktır. Tedavinin temelini psikiyatri uzmanı tarafından düzenlenen ilaç tedavisi oluşturur. Bunun yanında psikoterapi, düzenli uyku, stresin kontrol edilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları da tedaviyi destekler. Kişi kendini iyi hissetse bile tedaviyi kendi isteğiyle bırakmamalıdır. Çünkü tedavinin yarıda bırakılması yeni atakların görülme riskini artırabilir.
4.MİT:”Sabah çok neşeliyim, akşam mutsuzum; kesin bipolarım.”
Gün içinde anlık duygu dalgalanmaları veya strese bağlı tepkiler bipolar bozukluk için tek başına tanı koydurmaz. Tanı için belirgin mani- hipomani veya depresyon dönemlerinin ve belirtilerinin, belirli sürelerde devam etmesi gereklidir. Ancak ruh sağlığı uzmanları tarafından takip eşliğinde bozukluğa sahip olunup olunmadığı belirlenebilir.
5.MİT:Sadece basit duygu dalgalanmaları yaşıyor, hepimizin bazen morali bozulur veya çok neşeli oluruz.
Bipolar bozukluk, günlük hayatta hepimizin yaşadığı sıradan moral bozukluklarından çok ama çok farklıdır. Bu, beyin biyokimyasının değiştiği; mesleki, ailesel ve sosyal hayatta ciddi bozulmalara, hatta bazen kişinin hastaneye yatırılmasını gerektirecek kadar büyük krizlere yol açan tıbbi bir hastalıktır.
Belki de üzerinde durulması gereken en önemli konu, bipolar bozukluğu olan bireylerin rahatsızlıktan çok toplumdaki önyargılarla mücadele etmek zorunda kalmalarıdır. “Dengesiz”, “tehlikeli” ya da “deli” gibi etiketleyici ifadeler insanların yardım istemekten çekinmesine neden olabilmektedir. Oysa ruh sağlığı sorunları da fiziksel hastalıklar kadar gerçektir.
Sonuç olarak bipolar bozukluk doğru tedavi ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir rahatsızlıktır. Bu süreçte sadece ilaç tedavisi değil, aile desteği, psikoterapi, düzenli yaşam alışkanlıkları ve toplumun bilinçlenmesi de büyük önem taşır. Ruh sağlığı hakkında doğru bilgi sahibi olmak, önyargıları azaltmanın ilk adımıdır. Belki hepimiz bipolar bozukluğu olan birini tanıyor olabiliriz ya da ileride tanıyacağız. Böyle bir durumda yapabileceğimiz en değerli şey, onu yargılamak yerine anlamaya çalışmak ve ihtiyaç duyduğunda yanında olmaktır. Çünkü bazen iyileşme sürecindeki en güçlü destek, kişinin yalnız olmadığını hissetmesidir.
Kaynakça
Amerikan Psikiyatri Birliği. (2022). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı (DSM-5-TR). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
Çetiner, N. (2024). Duygudurum Bozuklukları [Ders sunumu]. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Psikoloji Bölümü.
Dünya Sağlık Örgütü. (2022). International Classification of Diseases 11th Revision (ICD-11). https://icd.who.int
Kesebir, S., İnanç, L., & Yıldırım, G. (2013). Bipolar Bozukluk Tip I ile Tip II’nin Depresyon Atakları Arasındaki Farklılıklar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 5(3), 290-298.
Mengi, A., & Aygür, R. Ş. (2018). Bipolar Bozukluğu Olan Bireylere Yönelik Bir Araştırma: Örnek Olay İncelemesi. Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi, 10(19), 553-571.
Yeloğlu, Ç. H., & Hocaoğlu, Ç. (2017). Önemli Bir Ruh Sağlığı Sorunu: Bipolar Bozukluk. Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Dergisi, 8(30), 41-54.